2019 by LANGUAGE MASTER

Yabancı dili anlıyorum ama konuşamıyorum.

September 22, 2018

 

İngilizce dersleri verirken çok duyduğum ve herkesin en az bir kez duyduğunu tahmin ettiğim bir cümleyi dile getireceğim:

"Yabancı dili anlıyorum ama konuşamıyorum."

Öyle sanıyorum ki tanıdık gelmiştir.

Bu durumun sebebini hiç düşündünüz mü ?
Cevap öğrenme tekniğinde ve motivasyonda. Yüz binlerce insan yabancı dil eğitimi için aslında çok da verimli olmayan alışılagelmiş metodlara devam ediyor ve para ödüyor. Etraf okullarda yıllarca ders yapmış,  kurlar boyu dershanelere devam etmiş ama hala öğrenmeye çalıştığı dili konuşmaktan çok uzak insanlarla dolu.


Bunun temelde iki sebebi var ;

1- Öğrenme Metodu

Yabancı dil öğrenme, fizik, kimya,  matematik gibi pozitif bilim konularının öğreniminden çok farklı bir konu. Dolayısıyla, diğer konulara benzer yaklaşımlar ve çalışma metodları işe yaramıyor.

Gramer kurallarını  ezberlemeye dayandırılmış bir öğrenme metodu çok sonuç vermiyor. Bu sistem, beyni adeta matematik formülü çözme benzeri bir duruma sokuyor. Peki iş konuşmaya geldiğinde ne oluyor ? Hemen cevap verilmesi gereken bir diyalog anında, hangi öğeden sonra ne gelecekti, fiil sonda mıydı başta mıydı gibi formülleri çözmekle meşgul olan beyin, bir türlü konuşma aşamasına geçmiyor.
Bunun yerine, kuralları değil, cümleleri ve kalıpları öğreten bir eğitim metodu çok daha iyi ve hızlı sonuçlar vermektedir. Konuşma yetisi, ancak öğrendiğiniz dilde düşünebilir hale geldiğinizde ortaya çıkıyor. Kendi dilimizi konuşurken beynimizde önce kelimeleri gramer kurallarına göre sıraya sokup sonra konuşmuyoruz değil mi? Öylece konuşuveriyoruz. Beynimiz formüllerle değil, ifade etmek istediğimiz kavramlarla meşgul oluyor sadece.

Bu konunun  detayları ayrı bir yazı konusu tabi ki; bu yazı yalnızca sebepleri inceleme amaçlı.

2- Motivasyon

Bir yabancı dili öğrenme amacı, okuldaki veya farklı bir yerdeki bir sınavı geçme amacına bağlı kaldığı sürece maalesef çabalar sonuç vermemekte.
Çünkü daha önce değindiğim gibi, yabancı dil, matematik gibi, yalnızca sınavda veya bir iş ile ilgili olarak, sadece lazım olduğunda, o an alet çantasından çıkarıp, kullanıp, işimiz bitince tekrar çantaya kapatıp bir dahaki sefere kadar bir daha bakılmayan, sabit, değişmeyen atletlerden oluşan cansız bir öğe değil. Aksine dil, yaşayan ve sürekli gelişen, ayrıca zamanla kişiliğimizle bütünleşen bir organik yapı. Dolayısıyla bu konudaki motivasyon sadece bir sınavı geçmek ise,  bir ilerleme kaydetmek çok zor hale geliyor. Doğru motivasyon için, dili öğrenme isteği ve hayatının bir parçası haline getirmeye yönelik bir sebep gerekiyor. Yani sadece kitapların içinde kalan formüller olmaktan çıkarıp, gerçek hayatla bir bağlantı oluşturulması gerekiyor. Örneğin farklı kültürleri öğrenmek, dünyayı tanımak, başka bir ülkede yaşamak ya da orada eğitim almak, arkadaşlıklar kurmak gibi amaçlarla oluşmuş bir bağlantı yabancı dil öğrenmeyi sıkıcı bir mecburiyet olmaktan çıkarıp, heyecanlı bir yolculuğa dönüştürür.

Ben durumu ve kavramları ortaya koydum, fakat kendi motivasyonunuzu elbette siz kendiniz bulacaksınız ; ve umarım  bu zevkli  macerada yola koyulacaksınız.

Sevgiler ve Başarılar,

 

 

Please reload

Recent Posts

August 24, 2019

Please reload

Archive

Please reload

Tags

Please reload